Dünyanın yaratılışından bu yana doğru ve sahte arasında süregelen bir savaş vardır. Üçlü Birlik Tanrısı dünyayı yarattıktan hemen sonra, altıncı gün insanı yarattı ve “…burun deliklerine yaşam soluğunu üfledi ve insan yaşayan bir can oldu” (Yaratılış 2:7). Yaratılış’ın ilk iki bölümünde Tanrı böylesine eşsiz bir yücelik ve sonsuz bir güç sergilemiş olmasına rağmen, bir sonraki bölümde Tanrı’nın sonsuza dek yüceltilmesi yerine sözlerinin sorgulandığını okuyoruz: “Tanrı gerçekten, ‘Bahçedeki ağaçların hiçbirinin meyvesini yemeyin’ dedi mi?” (Yaratılış 3:1).
Bu soru ilk kez sorulduğu günden bu yana hala yankılanmaktadır. Bugün bile Hristiyanlara aynı soruları soran yılanın sesini hala duyabiliriz; Âdem ile Havva’nın karşı karşıya kaldığı aynı seçeneklerle bizler de karşılaşabiliriz; bundan dolayı da önümüzde iki seçenek vardır: “Ya Kutsal Yazıları kaydettiği, onayladığı ya da öğrettiği her konuda tamamen güvenilir kabul ederiz ya da bize hem gerçeği hem de hatayı içeren bir dini yazılar koleksiyonu olarak gelir.”1
Bu çalışmada ilk olarak, liberal Evanjelizmin Kutsal Yazılar’ın yanılmazlığına ilişkin teorileri üzerinde durulacaktır. İkinci olarak, bu teorilere Reform perspektifinden dört başlık altında kısaca cevap verilecektir. Bu dört başlık şöyledir: Üçlü Birlik Tanrısı, Kutsal Yazıların yetkisi, kilise ve insanlığın cehaleti.
I. Yanılmazlık Tartışması
Her yeni yüzyıl, Hristiyanlar için yeni ve bambaşka mücadele alanları yaratmıştır. Yirmi birinci yüzyılın getirdiği en büyük zorluklardan biri de terimler karmaşasıdır. Postmodernizm ilerledikçe, terimler sürekli olarak yeniden tanımlanmaktadır. Bazı terimlerin ve doktrinlerin ‘güncellenmesi’, yirmi birinci yüzyılın standartlarına göre yeniden ‘kullanılabilir’ ve ‘anlamlı’ hale getirilmesi için Hristiyanlık üzerinde haksız bir baskı vardır. Hem Hristiyan olan hem de olmayan pek çok kişi bu ‘modası geçmiş’ terimlerin artık Hristiyanlıkta yer almaması gerektiğini düşünmektedir. Bu nedenle, “yirmi birinci yüzyılın başında, önde gelen NeoEvanjelikler, ‘yanılmazlık’ terimini kilisenin binlerce yıl boyunca sahip olduğu tarihsel, doğru konumundan uzaklaştırarak yeniden tanımlama girişiminde aktif olarak yer almaktadır.
Yirminci yüzyılın başlarındaki teolojik liberaller de aynı şeyi ‘yanılmazlık’ terimi için yapmışlardır. Yanılmazlık, anlamını yitirmiş ve anlamsız bir terim haline gelmiştir.”2 Bu çabalar, Eski Antlaşma’yı reddeden ve kendi Hristiyanlık versiyonlarını yaratan ikinci yüzyıl Gnostiklerini anımsatan korkutucu bir benzerlik taşımaktadır. Dolayısıyla, “Kutsal Kitap birkaç yüz yıldır saldırı altında olduğu için, Kutsal Kitap için yeni bir savaş alanın ortaya çıkması oldukça önemsizmiş gibi görünebilir. Ancak son zamanlarda Kutsal Kitap’a karşı ilan edilmiş bir savaş var ve bu savaş gerçekten de Kutsal Kitap’ı savunmak için savaş çığlığı atmaya değer.”3
Yirmi birinci yüzyıldaki yoğun Kutsal Kitap’ın yanılmazlığı tartışmaları nedeniyle, kimileri Kutsal Kitap’a yapılan bu eleştirilerin uzun zamandır sürmekte olduğunu sanabilir; ancak gerçek şu ki, Kutsal Kitap’ın yanılmazlığıyla ilgili tartışmalar çoğunlukla yirmi birinci yüzyıla aittir, çünkü “birkaç istisna dışında, çağlar boyunca kilise tutarlı bir şekilde Kutsal Kitap’ın tamamının Tanrı’nın hatasız veya yanılmaz Sözü olduğuna inanmıştır.” 4
II. Yanılmazlığın Tanımı
Bununla birlikte, Kutsal Kitap’ın yanılmazlığı argümanı hala son derece önemlidir çünkü: “(1) Tanrı’nın karakteriyle iç içedir; (2) Kutsal Yazılarda öğretilir; (3) Hristiyan kilisesinin tarihi pozisyonudur; ve (4) diğer temel doktrinlerin temelini oluşturur.”5 Bu konunun önemini tartışabilmek için doğru bir tanıma ihtiyacımız vardır. Tanımı ise şu şekilde verebiliriz: “Kutsal Kitap’ın yanılmaz doğruluğu doktrini, Kutsal Kitap’ın orijinal el yazmalarında beyan ettiği her şeyin doğru olduğu anlamına gelir.”6
Reform ve liberal Evanjelik teoriler arasındaki farkları tartışmak için Kutsal Yazıların yanılmazlığını kabul etmeyen liberal Evanjelik teorilerden de kısaca bahsetmek gerekir. Liberallere göre:
a. “Sınırlı Hatasızlık: Kutsal Kitap sadece kurtuluşumuzla ilgili doktrinlerde hatasızdır. Kutsal Kitap bilim ya da tarih öğretmek için tasarlanmamıştır ve Tanrı, tarih ya da bilimle ilgili konuları Kutsal Kitap yazarlarına açıklamamıştır. Bu alanlarda Kutsal Kitap kendi kültürel anlayışını yansıtır ve bu nedenle hatalar içerir.
b. Amacın Hatasızlığı: Kutsal Kitap, insanları Mesih’le kişisel paydaşlığa getirmek olan birincil amacını gerçekleştirmede hatasızdır. Bu nedenle Kutsal Yazılar, iddia ettikleri şeylerde gerçekçi ya da doğru olmalarıyla değil, yalnızca birincil amaçlarını gerçekleştirmeleriyle doğrudur (yanılmazdır).
c. Yanılmazlık ilkesinin Alakasızlığı: Yanılmazlık ilkesi, çeşitli nedenlerden dolayı esasen ilgisizdir: (1) Yanılmazlık olumsuz bir kavramdır. Kutsal Yazılar’a bakışımız olumlu olmalıdır. (2) Yanılmazlık Kutsal Kitap’a aykırı bir kavramdır. (3) Kutsal Yazılar’daki hata entelektüel değil, ruhsal ya da ahlaki bir meseledir. 4) Yanılmazlık, dikkatimizi Kutsal Yazılar’ın birincil kaygıları yerine küçük ayrıntılara odaklar. (5) Bu ilke Kutsal Yazıların dürüstçe değerlendirilmesini engeller. (6) Yanılmazlık ilkesi kilisede ayrılık yaratır.”7
III. Liberal Evanjeliklerin Yanılmazlık Hakkındaki Görüşlerine Yanıt
Çalışmanın bu bölümünde bu eleştirilere verdiğim yanıtları dört alt başlık altında toplayacağım: Üçlü Birlik Tanrısı, Kutsal Yazıların Otoritesi, kilisenin ve insanlığın bilgisizliği:
a. Üçlü-Birlik Tanrısı’nın karakteri
Hristiyanlık, kendisiyle çelişmeyen bir Tanrı tarafından insanlığa verilmiş olan dünyadaki tek gerçek ve doğru dindir. Tanrımız eşsiz ve mantıklıdır; O en tutarlı ve en bilge varlıktır. O’nun ne sonu ne de başlangıcı vardır: “Ben Alfa ve Omega’yım, birinci ve sonuncu, başlangıç ve son Ben’im” (Va. 22:13). Tanrı’da karışıklık yoktur; O mükemmeldir ve kontrol tamamen ondadır. “Tanrı insan değil ki, yalan söylesin; İnsan soyundan değil ki, düşüncesini değiştirsin. O söyler de yapmaz mı? Söz verir de yerine getirmez mi?” (Çölde Sayım 23:19).
Kutsal Yazılar’ın hatalı olduğunu iddia etmek sizi Tanrı’nın yalancı olduğunu iddia edecek bir konuma getirebilir. “Yanılmazlık, yalan söyleyemeyen Tanrı’nın karakterine dayanır (İbr. 6:18; Titus 1:2). Tanrı kasıtlı olarak yalan söyleyemez çünkü o mutlak bir ahlak yasasının koyucusudur. Her şeyi bildiği için kasıtsız olarak da hata yapamaz ve eğer Kutsal Kitap Tanrı’nın yazılı Sözü ise (ki öyledir), o zaman hatasızdır.”8
“Her nimet, her mükemmel armağan yukarıdan, kendisinde değişkenlik ya da döneklik gölgesi olmayan Işıklar Babası’ndan gelir.” (Yakup 1:17). Kutsal Yazılar’ın hatalı bir belge olduğunu iddia etmek, Tanrı’nın hilekâr olduğunu iddia etmektir; Kutsal Yazılar’ın hatalı olduğunu savunan kişiler kendilerini Eyüp’le aynı durumda bulabilirler; Tanrı onlara Eyüp’e sorduğu sorunun aynısını sorabilir: “Şimdi erkek gibi kuşağını beline vur da, Ben sorayım, sen anlat.” (Eyüp 38:3).
b. Kutsal Yazıların Otoritesi
Kutsal Yazıların Otoritesi tartışmaları, Kutsal Yazıların kutsallığı hakkındaki diğer tartışmalardan daha çok post-modernizmden kaynaklanmaktadır. Postmodernizm her fırsatta özgürlüğü teşvik eder; ana hedefi kendisi dışında hiçbir şeye bağlılığı olmayan bir insan yaratmaktır. Amacı, yaşamında mutlak otoriteye sahip, tamamen özgür ve tamamen hesap sorulamaz bir kişi yaratmaktır.
Kutsal Kitap her şeyin Tanrı’yla ilgili olduğunu söyler; ancak dünya her şeyin benimle ilgili olduğunu söyler. Bu savaşın ortasında insanlar doğal olarak dünyadaki en büyük otoriteyi, Kutsal Yazıları hedef alırlar. Eğer Kutsal Yazılar hatalıysa, o zaman yetkili olma iddiasında bulunamaz. Böylece Postmodernizm, Kutsal Kitap karşısında zaferini ilan edebilir.
Kutsal Kitap’ın yazarı Kutsal Ruh Tanrı’dır: “…Baba, Söz ve Kutsal Ruh, bu üçü birdir” (1.Yuhanna 5:7). Kutsal Kitap’ın sadece %0.0001’inde bile hatalı olduğunu iddia etmeniz, Kutsal Kitap’ın %90’ının hatalı olduğunu iddia etmenizden hiçbir farkı yoktur. Kutsal Yazılar’ın herhangi bir yerinde bir hata varsa, mükemmel olamaz ve artık Tanrı Sözü olamaz.
Kutsal Kitap’ın kusursuz bir dilbilgisi ya da mükemmel bir edebi form ile yazıldığını söylemiyoruz. Örneğin, uzmanlar Vahiy kitabının Grekçe metninde düzensiz dilbilgisine dikkat çekmişlerdir. Modern uzmanların eski İbranice ve Koine Yunancası dilbilgisini tam olarak anlayamama olasılığı bir yana, bu tür gözlemlerin yanılmazlık doktrinini ihlal etmesi gerekmez. Peygamberler ve elçiler eski bir yazarın el kitabını üretmek için yola çıkmamışlardır ve gramer doğruluğu/mükemmelliği temel iletişim için gerekli değildir. Edward Young (1907- 1968) şöyle yazmıştır: “Görünüşe göre bir dilbilgisi hatası, sonuçta, alışılmış kullanımdan uzaklaşmaktan başka bir şey değildir.” Kutsal Kitap’ın yanılmazlığı sorunu, yazarların beyan ettikleri, öğrettikleri ve ilettikleri şeylerle ilgilidir, bunları söylerken kullandıkları dilbilgisiyle değil.”9
Eğer Kutsal Kitap’a bir Hristiyan olarak yaklaşıyorsak, onun yetkisini kabul etmeliyiz; Kutsal Kitap’ın kendisiyle ilgili iddialarını kabul etmeliyiz: Tanrı Sözü asla şaşmaz (Rom. 9:6), ayaklarımıza kandil, yolumuza ışıktır (Mezmur 119:105), Tanrı Sözü’yle aklanırız (Rom. 3:4), İsa Kutsal Yazılar’ın bozulamayacağını bildirmiştir (Yuhanna 10:35), RAB yalnızca doğruluğu söyler ve doğru olan şeyleri bildirir (Yeşaya 45:19), Kutsal Yazılar Tanrı Sözü’dür (Yer. 1:9), imanlılar Tanrı’nın ağzından çıkan her sözle yaşayacaklardır (Mat. 4:4).
Anlayışımızın sınırlı olduğunu, sınırlı olduğumuz için Tanrı’yı kavrayamayacağımızı ve Tanrı’nın bizim anlayışımızdan çok daha fazlası olduğunu alçakgönüllülükle kabul etmeliyiz. “Ben yalnızca yakındaki Tanrı mıyım? Uzaktaki Tanrı da değil miyim?” diyor RAB, “Kim gizli yere saklanır da Onu görmem?” diyor RAB, “Yeri göğü doldurmuyor muyum?” diyor RAB” (Yer. 23:23-24). Ayrıca Kutsal Kitap’ın Tanrı’yla ilgili her şeyi kapsamadığını da kabul etmeliyiz; Yuhanna’nın dediği gibi, “İsa’nın yaptığı daha başka çok şey vardır. Bunlar tek tek yazılsaydı, sanırım yazılan kitaplar dünyaya sığmazdı.” (Yuh 21:25). Bu ayetlere tam bir itaat ve samimi bir yürekle karşılık vermeli ve “…Rab, kime gidelim? Sonsuz yaşamın sözleri sende” demeliyiz (Yuhanna 6:68).
c. Kilise
Yanılmazlık tartışmaları kilise bağlamında çok önemli bir yere sahiptir. Yanılmazlık neden önemlidir? Dini otorite, iyi vaaz ve kilisenin sağlığı için önemlidir. Bu olmadan kilise bocalar.10 Bazı Protestanlar Kutsal Yazıların yanılmazlığına inanıp inanmama özgürlüğüne sahip olduklarına inanırlar; Hristiyanlığa neyi dâhil edip etmeyeceklerine kişisel olarak karar verebileceklerini düşünürler. Bazıları “Ben üç nokta Kalvinist’im” derken, diğerleri “Kutsal Kitap’ın sözlerinin sınırlı olarak değiştiğine inanıyorum” demektedir. Kutsal Yazıların iddialarını kabul etmek yerine kendi Hristiyanlık anlayışlarını yaratmanın peşindedirler.
Ne yazık ki kiliseler üzerlerine düşeni yapmıyor; Kutsal Yazılar’ın gerçeğini açıklamak yerine bu iddialara katılıyorlar.11
Bazı modern kiliseler her ne kadar yanılmazlık tartışmasında bir pozisyon alırlarsa alsınlar, Kutsal Kitap’ın yanılmazlığı Hristiyan kilisesinin tarihi pozisyonudur. “Kutsal Kitap bir fen dersi kitabı ya da teknisyenler ve uzmanlar için bir belge değil, sıradan insanlar için yazılmış bir kitaptır.”12
Tanrı Sözü kilisenin temelidir. Mesih’in kilisesi bu temel üzerine inşa edilmiş ve bu temel üzerinde yükselmiştir (Efesliler 2:20-23). Rablerin Rabbi ve kralların Kralı, Kutsal Yazılar’da kilisesine doğrudan ve açık bir şekilde konuşmuştur. Kutsal Yazılar’da 415 kez “Rab böyle diyor” sözüne rastlarız. Bu bizim için ne anlama gelir? Kutsal Yazılar olmadan kilisenin var olamayacağı anlamına gelir. Eğer herhangi bir kilise Kutsal Yazıların hatalı olduğunu iddia etmesi, bu kilisenin kendisini inkâr etmesi anlamına gelir.
d. İnsanlığın Bilgisizliği
Hanna RAB’be tapınıp Samuel’i Eli’ye bıraktıktan sonra dua etti ve şöyle dedi: “Artık büyük konuşmayın, ağzınızdan küstahça sözler çıkmasın. Çünkü RAB her şeyi bilen Tanrı’dır; O’dur davranışları tartan” (1Sa.2:3). Çünkü RAB bilgi Tanrısı’dır, bilginin ne olduğunu belirleyen O’dur, zihnimizde bilgi kavramını yaratan O’dur. Bilginin ne olduğunu ve cehaletin ne olduğunu biliriz, çünkü bu terimlerle RAB tarafından tanıştırıldık. Bilginin ve bilgeliğin kaynağı O’dur. Hanna RAB’bin üstünlüğünü kabul etti ve bu sonsuz bilgi ve bilgelik karşısında kendini alçalttı.
Ancak günümüzün bilgisi, “insan her şeyin ölçüsüdür” ifadesiyle Hanna’nın var olduğunu iddia ettiği bilgeliğin tam tersini ilan etmektedir. Bugün birçok Protestan kilisesinde bile Hanna’nın “RAB bilgi Tanrısıdır” ifadesinin yerini “bilginin ölçüsü duygudur” düşüncesi almıştır. C. Pinnock da aynı yaklaşımdan bahsetmektedir: “Bu görüşte tarihi teolojiden saf deneyim dinine doğru radikal bir kayma vardır. Artık Kutsal Kitap öğretisine inananlar ortaçağ saflığının oldukça acınası kalıntıları, fosilleşmiş bir geleneğin tutsakları olarak kabul edilip reddedilmektedir.
Modern teolojide söz sahibi olan etkili bir kesim, belgeler aracılığı ile varoluşsal karşılaşma lehine Kutsal Kitap’ın gerçek anlamına olan inancı bırakmamız için bize baskı yapıyor. Post-modern dünya, mutlak çıkarımlardan oluşan herhangi bir olguya sahip olunmasına tamamen karşıdır. Sonunda, C. Pinnock’un dediği gibi, post-modern insan Kutsal Kitap’ın yanılmazlığına inanmayı bırakır ve yanılmazlığın yerine duyguları koyar.
Modern insan her şeyden önce bir rasyonalisttir. Hristiyan olmayan herkes rasyonalisttir. Antlaşmayı ihlal eden temsilcileri Âdem’in soyundan gelenler olarak (Romalılar 5:12), her insan aklını itaat yolunda Tanrı’nın aklına teslim etmeyi reddeder. Gerçekliğin doğasını nihai referans noktası olarak kendisi açısından yorumlamayı üstlenir.13 Van Til, Hristiyan olmayanları rasyonalist olarak sınıflandırsa da, Van Til bu cümleleri neredeyse elli yıl önce yazdığı için pek çok Hristiyan’ın günümüzde kendisini rasyonalist olarak nitelendirdiğini söylersek çok da haksızlık yapmış olmayız. Bu rasyonalizmin bir başka kolu daha vardır ki, Van Til’in zamanında o kadar da büyük bir sorun değildi. Bu radikal hareket Hristiyanları kendilerini savunmak zorunda bırakmakta ve Hristiyanlık tarihini de adeta pişmanlık duyulması gereken kötü bir geçmiş olarak tanıtmaktadır. Postmodern dünya, Hristiyanlık tarihinin yalnızca Hristiyanların utanması gereken şeylerle dolu olduğunu ileri sürmektedir.
Pek çok Protestan Hristiyan bu haksız ve kötü niyetli iddialara direnmek yerine onları kabul etmektedir. İşte tüm bu boyun eğmelerden sonra da Hristiyanlar kendi içlerine dönüp suçlayacak birisini ararlar ve sonuç olarak da Kutsal Kitap’ı seçerler. Bu noktada da postmodern dünya görüşü o Hristiyan’ın yaşamında Rabbin Sözü’nün alması gereken konumu alır ve o kişinin yaşamında zaferini ilan eder.
Buna cevaben, hem Hristiyan olmayanlara hem de Hristiyanlara bu ayetle karşılık vermeliyiz: “Rab, kime gidelim? Sonsuz yaşamın sözleri sende” (Yuhanna 6:68). F. W. Farrar’ın dediği gibi, “Kutsal Yazılar’ın her sözünün Tanrı’nın sözü olmadığı şeklindeki açık ifade karşısında şok olan biri varsa, bu ancak cehaletten kaynaklanıyor olabilir.”14
Sonuç
Âdem ve Havva Tanrı Sözü’nün değişmezliğine inanmadılar; Tanrı’nın tüm gerçeği söylemediğini, bir şeylerin eksik olduğunu düşündüler. Kendileri için en iyi kararları verebilecek olanların kendileri olduğuna inanıyorlardı – Tanrı’nın yetkisini kabul etmiyorlardı. Kendi başınıza karar verme özgürlüğünüz varken neden birisinin sizin adınıza karar vermesine ihtiyaç duyasınız ki? Tanrı’nın karakterini sorguladılar, RAB’bin yetkisine itaat etmediler, bahçedeki rollerini yerine getirmediler ve yüreklerinde cahil oldular. Dışlandılar, lanetlendiler ve Üçlü Birlik Tanrısı’nın düşmanları sayıldılar.
Postmodern insanlar Kutsal Yazılar’ın yanılmazlığının Hristiyan yaşamı ve Tanrı’nın karakteri için temel doktrinlerden biri olmadığını düşünmek isterler; belirsizliği severler ve kesinlikten nefret ederler. Tanrı’nın da kendileri gibi düşündüğünü hayal eder ve umarlar çünkü Kutsal Yazılar’da kendisini tanıtan Tanrı’yı tanımayı ve O’nun kim olduğunu öğrenmeyi istemezler. Oysa Tanrı şöyle der: “Yaptıklarını biliyorum. Ne soğuksun, ne sıcak. Keşke ya soğuk ya sıcak olsaydın! Oysa ne sıcak ne soğuksun, ılıksın. Bu yüzden seni ağzımdan kusacağım.” (Vahiy 3:15-16). Kimsenin bizi aldatmasına izin vermeyelim, Rabbi, Rabbin kendisini tanıttığı gibi kabul edelim. Böylece karanlığa atılıp terk edilenler değil ama Yeni Aden’in mirasçıları olarak Tanrı tarafından kabul edilenlerden olalım.
DİPNOT
1 Francis A Schaeffer ve James Montgomery Boice, The Foundation of Biblical Authority (Grand Rapids: Zondervan, 1978), 93.
2 F. David Farnell, Norman L. Geisler ve Joseph M. Holden, Vital Issues in the Inerrancy Debate (Eugene: Wipf and Stock Publishers, 2016), 1, http://ebookcentral.proquest.com/lib/prts/detail.action?docID=4652410 (erişim tarihi 1 Mayıs 2019).
3 Farnell, Geisler ve Holden, Vital Issues in the Inerrancy Debate, 24.
4 Farnell, Geisler ve Holden, Vital Issues in the Inerrancy Debate, 27.
5 Farnell, Geisler ve Holden, Vital Issues in the Inerrancy Debate, 21.
6 Joel Beeke ve Paul M. Smalley, Reformed Systematic Theology (Reformed Experiential Systematic Theology serisi), Cilt 1: Vahiy ve Tanrı (Wheaton, Illinois: Crossway, 2019), 375.
7 H. Wayne. House, Charts of Christian Theology and Doctrine (Grand Rapids, Mich.: Zondervan, 1992), 24.
8 Farnell, Geisler ve Holden, Vital Issues in the Inerrancy Debate, 21.
9 Beeke ve Smalley, Reformed Systematic Theology (Reformed Experiential Systematic Theology serisi), Cilt 1, 373
10 James Montgomery Boice, Does Inerrancy Matter?: A Guide for Discussion, 2d Tyndale House ed. (Wheaton, Ill.: Tyndale House Publishers, 1981), 12.
11 Farnell, Geisler ve Holden, Vital Issues in the Inerrancy Debate, 21.
12 Beeke ve Smalley, Reformed Systematic Theology (Reformed Experiential Systematic Theology serisi), Cilt 1, 374.
13 Cornelius Van Til, An Introduction to Systematic Theology, Van Til, Cornelius, 1895-1987. Cornelius Van Til koleksiyonu (Phillipsburg, N.J.: Presbyterian and Reformed PubCo, 1974), 174.
14 F. W. Farrar (Frederic William), The Bible, Its Meaning and Supremacy (Londra; New York: Longmans, Green, and Co, 1897), 133
KAYNAKÇA:
Beeke, Joel ve Paul M. Smalley. Reformed Systematic Theology (Reformed Experiential Systematic Theology serisi), Cilt 1: Vahiy ve Tanrı. Wheaton, Illinois: Crossway, 2019.
Cornelius Van Til. Sistematik Teolojiye Giriş. Van Til, Cornelius, 1895-1987. Cornelius Van Til koleksiyonu. Phillipsburg, N.J: Presbyterian and Reformed PubCo, 1974.
F. W. Farrar (Frederic William). Kutsal Kitap, Anlamı ve Üstünlüğü. Londra; New York: Longmans, Green, and Co, 1897.
Farnell, F. David, Norman L. Geisler ve Joseph M. Holden. Yanılmazlık Tartışmasında Hayati Konular. Eugene: Wipf and Stock Publishers, 2016. http://ebookcentral.proquest.com/lib/prts/detail.action?docID=4652410 (erişim tarihi 1 Mayıs 2019).
Francis A Schaeffer, ve James Montgomery Boice. Kutsal Kitap Otoritesinin Temeli. Grand Rapids: Zondervan, 1978.
H. Wayne. Ev. Hristiyan Teolojisi ve Doktrini Çizelgeleri. Grand Rapids, Mich.: Zondervan, 1992.
James Montgomery Boice. Yanılmazlık Önemli mi?: Tartışma için Bir Kılavuz. 2d Tyndale House ed. Wheaton, Ill.: Tyndale House Publishers, 1981.
Pinnock, Clark H. A Defense of Biblical Infallibility. Tyndale Kutsal Kitap Teolojisi Dersi; 1966. Philadelphia: Presbyterian and Reformed PubCo, 1967.







