Ana Sayfa › Makaleler › Elçi Andreas, Yakup ve Yuhanna'nın Yaşamı

Elçi Andreas, Yakup ve Yuhanna'nın Yaşamı

· · 1,088 görüntülenme ·
Elçi Andreas, Yakup ve Yuhanna'nın Yaşamı
Tüm Makaleler

İsa, on iki öğrencisinin her birini sevgi dolu bir paydaşlığa çağırmış olsa da, Müjde kitapları İsa'nın özellikle üç öğrenciyle daha yakın bir dostluk ilişkisi kurduğunu göstermektedir: Bu öğrenciler Petrus (İsa'nın kiliseyi üzerine inşa ettiği öğrenci), Yakup (İsa uğruna şehit olan ilk öğrenci) ve Yuhanna'dır (İsa'nın sevdiği öğrenci). Zaman zaman bu gruba Petrus’un kardeşi Andreas da dâhil edilmektedir. Yeni Antlaşma onların bazı öykülerini aktarmaktadır; ancak kilise geleneği ve apokrif anlatılar, ölümden dirilmiş olan Kurtarıcı’ya tanıklıklarının ne kadar geniş bir alana ulaştığını ortaya koymaktadır.

Andreas: İlk Öğrenci

Başlangıçta Vaftizci Yahya’nın öğrencisi olan Andreas, hem müjdeci hem de ilişkilere önem veren bir öğrenci olarak tanınmıştır. İsa’nın ilk öğrencisi olan Andreas, kardeşi Petrus’u Mesih’le tanıştırmıştır. Özellikle, kendisiyle aynı şehirden olan Filipus’la yakın bir ilişki kurduğu görünmektedir; ikisi birlikte 5.000 kişilik kalabalığı doyurmak için çözüm aramış (Yuhanna 6) ve daha sonra bazı Grekleri İsa ile buluşturmaya çalışmışlardır (Yuhanna 12).

Tüm elçilere Müjde’yi dünyaya duyurma görevi verilmişti ve Jerome, her elçinin hizmet ettiği yerde öldüğünü açıklar. Üçüncü yüzyıl piskoposu Hippolytos (170–235), Elçiler ve Öğrenciler Üzerine adlı eserinde Andreas’ın görevini şu şekilde özetler: “O, İskitlere vaaz etti, Patras’ta bir zeytin ağacına asılarak çarmıha gerildi ve oraya gömüldü.” Diğer bazı metinler, onun Matta ile birlikte Karadeniz’in kuzeyinde İskitlerin egemenliği altındaki bölgelerde hizmet ettiğini bildirmektedir.

Andreas daha sonra güneye, Pontus’a dönmüş ve kuzey Anadolu şehirleri boyunca batıya doğru ilerleyerek Makedonya üzerinden Yunanistan, Filipi, Selanik ve Patras gibi büyük şehirlere müjdeleme yolculuğu yapmıştır. Andreas, bu yolculukta İsa’nın yaptığına benzer işaretler ve mucizeler gerçekleştirmiştir: hastaları iyileştirmek, ölüleri diriltmek, cinleri kovmak, fırtınaları dindirmek ve doğaüstü bir şekilde silahlı düşmanları yenmek. O, Müjde’yi duyururken birçok kişi, tanıklığına ve mucizevi yetkisine dayanarak Mesih’e iman etmiştir.

Ahaya’daki (Yunanistan) Patras şehrinde vali, Andreas’a karşı kıskançlık ve kin besleyerek onu deniz kenarında bir çarmıha gererek idam etmiştir. Andreas üç gün boyunca çarmıhta kalarak, yanından geçenlere ya da etrafında toplananlara vaaz vermeye devam etmiş ve sonunda son nefesini vermiştir. Böylece Andreas’ın vaaz verme, öğretme, iyileştirme ve cinlerle mücadele etme hizmeti, Rab’binin ölümüne benzer bir şekilde, MS 60 ile 70 yılları arasında gerçekleşen çarmıha gerilişiyle sona ermiştir.

Ölümünden sonra kalıntılarının bir kısmı Avrupa’nın çeşitli bölgelerine götürülmüş ve bu yerler hâlen Andreas’ın müjdeleme çalışmalarıyla bağlantılı olduklarını iddia etmektedir. Rusya, Ukrayna, Türkiye ve Romanya gibi birçok ülke, onu kendisiyle ilişkilendirmektedir; çünkü Geç Roma döneminde İskitya eyaleti günümüz Romanya’nın güneyi ile Bulgaristan’ın kuzeyi arasında yer almaktaydı. Batı’ya, örneğin İskoçya’ya olan bağlantısı ise daha az olasıdır; ancak geleneğe göre, bazı kutsal emanetlerinin dördüncü yüzyılda oraya götürüldüğü söylenmektedir.

Yakup: Erken Kilise Dönemi Şehidi

Geleneksel anlatıya göre, Yuhanna dışında on iki elçinin tamamı şehit edilmiştir. Ancak, Yuhanna’nın kardeşi Yakup, ölümü Kutsal Yazılarda aktarılan tek elçidir. Elçilerin İşleri 12:2, Yakup’un Hirodes Agrippa’nın emriyle kılıçtan geçirilerek öldürüldüğünü kaydeder. Hirodes’in bu infazı neden emrettiği belirtilmemektedir; fakat bunun genç kiliseye karşı yürütülen daha geniş bir baskı kampanyasının parçası olduğu açıktır.

Yakup’un erken dönemdeki tanıklığı ve İsa’nın en yakın takipçileri arasındaki yeri, onun hareketin lideri olabileceğini düşündürmektedir. Bazı unsurlar onu Petrus ve Yuhanna’dan daha avantajlı kılmaktadır: O, Yuhanna’nın ağabeyiydi; Petrus’un yaptığı gibi İsa’yı inkâr etmemişti; ayrıca Hirodes Agrippa’nın elinde ölümü, Vaftizci Yahya’nın Hirodes Antipas tarafından öldürülmesini andırmaktadır.

Bazı araştırmacılar, “Gök gürültüsü oğlu” lakabıyla anılan Yakup’un ateşli bir vaaz üslubuna sahip olduğunu ve bu nedenle Vaftizci Yahya gibi Hirodes’e karşı çıktığını öne sürmüştür. Ancak Petrus’un aynı dönemde tutuklanmış olması ve Luka’nın ayrıntı vermemesi bu tür yorumların güvenilirliğini zayıflatmaktadır. Geleneğe göre Yakup’un başı, Yeruşalim'de şehit edildiğine inanılan bölgedeki Aziz Yakup Katedrali’nin içindeki bir şapel zeminine gömülmüştür.

Yakup'ın Tanıklığı ve Geleneksel Anlatılar

Yakup’un MS 44 yılındaki ölümü (Elçilerin İşleri 12:23’te anlatıldığı üzere) bazı efsanevi rivayetlere konu olmuştur. Eusébios, Yakup’un yargılanmaya götürülmesi sırasında ona eşlik eden ve adı Yosias olan bir kâtibin, Yakup’un mahkemede yaptığı savunma sayesinde iman ettiğini ve onunla birlikte şehit edildiğini aktaran kaynaklardan bahseder. Anlatılara göre Yosias, ayrıca Yakup’un yolda felçli birini iyileştirdiğine de tanık olmuştur.

Elçilerin İşleri kitabı, Yakup’un kısa süreli yerel hizmeti dışında başka faaliyetlerinden söz etmez. Ancak Pseudo-Abdias adlı apokrif yazılar derlemesinde korunan bir gelenek, Yakup ile Petrus’un Kuzey Afrika’da Lidya’ya gittiklerini, orada şifa mucizeleri gerçekleştirdiklerini ve putlarla yüzleştiklerini belirtir. Tutuklandıklarında, iman ikrarı almaları için görevlendirilen askerlerin işkence yapmaları mucizevi bir şekilde engellenmiş ve askerler onları serbest bırakmak zorunda kalmışlardır. Latin Habeş geleneğinde ise Yakup’un iki büyücüyle karşı karşıya geldiği, bunlardan Filêtus adındaki birini imana kazandırdığı ve ona, diğer büyücüye karşı ruhsal mücadelede yardım ettiği anlatılır.

Yakup’un hizmetiyle ilgili en ünlü fakat tarihsel olarak en az olası gelenek, onun İspanya’ya gittiği iddiasıdır. Ortaçağ’a ait anonim bir eser olan Compostela Tarihi, Yakup’un kuzey İspanya’da Meryem’in (İsa’nın annesi) bir sütun üzerinde otururken ona göründüğünü ve hizmetine İspanya’da devam etmesi için cesaret verdiğini, ayrıca bu görümün gerçekleştiği yerde bir kilise inşa etmesini istediğini aktarır. Bu görüm, sözde ilk Meryem görünümü olarak kabul edilir ve bugün Nuestra Señora del Pilar (Sütun Üzerindeki Meryem) Katedrali bu olayın gerçekleştiği yere inşa edilmiştir. Rivayete göre Yakup, daha sonra Yeruşalim’e dönmüş ve orada şehit edilmiştir.

Başka bir geleneğe göre ise Yakup’un bedeni tekrar İspanya’ya götürülmüş ve Santiago de Compostela Katedrali’ndeki kutsal bir türbeye yerleştirilmiştir. Bu türbe günümüzde önemli bir hac merkezi olup, Camino de Santiago (Aziz Yakup Yolu) ile ziyaret edilmektedir. Bu yol üzerinde, Yakup’un mucizevi bir şekilde deniz yoluyla İspanya’ya dönüşünü simgeleyen tarak kabuğu işaretleri bulunmaktadır.

Yuhanna: İhtiyar mı, Elçi mi?

Elçi Yuhanna’nın Kutsal Kitap dönemi sonrası yaşamı ve hizmetini izlemek oldukça güçtür. Bunun sebeplerinden biri, Yeni Antlaşma'nın bazı temel kitaplarının ona ait olup olmadığına dair sorular; bir diğeri ise dış kaynaklarda yer alan çelişkili anlatılardır. Yeni Antlaşma araştırmacılarının çoğu, “İsa’nın sevdiği öğrenci” olarak anılan ve Yuhanna İncili’nin yazarı olan kişinin gerçekten de Zebedi oğlu Yuhanna, yani Yakup’un küçük kardeşi olduğunu kabul eder. İsa’nın her ikisine de “Gök gürültüsü oğulları” lakabını verdiği bilinmektedir. Ancak bazı uzmanlar, elçi Yuhanna'nın Vahiy, 2. Yuhanna ve 3. Yuhanna’nın yazarıyla aynı kişi olmadığını, bu eserlerin “İhtiyar Yuhanna” adı verilen başka birine ait olduğunu öne sürerler.

Bu değerlendirmeler, Yuhanna’nın İsa’nın Göğe Yükselişi’nden sonraki hizmetini anlamamız üzerinde doğrudan etkiye sahiptir. Çünkü anlatılara göre İhtiyar Yuhanna, Küçük Asya’daki (bugünkü Türkiye) kiliseleri yönetmiş ve muhtemelen Domitianus’un (MS 81–96) hükümdarlığı sırasında, bazılarına göre ise Nero döneminde (MS 54–68), Yunan adası Patmos’a sürülmüştür. Görece şüphelere rağmen, Vahiy kitabının elçi Yuhanna tarafından yazıldığına dair görüş, erken kilisede çoğunlukla desteklenmiştir. Bu görüşü savunanlar arasında Justin Martyr (105–165), İskenderiyeli Clement (150–215), Hippolytos, Origenes ve Athanasios (293–373) gibi önemli isimler vardır. Eğer elçi ile ihtiyar aynı kişiyse, Yuhanna’nın ileri yaşında doğal sebeplerle öldüğü yönündeki tanıklık kabul edilebilir. Çoğu kanıt, onun yaşlılık döneminde doğal bir ölümle öldüğünü göstermektedir.

Yuhanna’nın hizmetinin büyük bölümü Küçük Asya’da, Efes’te geçmiştir. Geleneğe göre Yuhanna, İsa’nın annesi Meryem’i de buraya beraberinde getirmiştir. Abdias’a göre Yuhanna, Anadolu’ya Müjde’yi götürmek üzere seçilmiştir. Filipus’un İşleri ise onun Hierapolis’te bulunduğunu ve Bartalmay’ı şehit edilmekten kurtardığını aktarır. Yuhanna’nın Türkiye’deki hizmetine dair en fazla bilgi Kutsal Elçi Yuhanna’nın İşleri adlı yazıda bulunur; ancak gnostik eğilimli bir metin olduğu için güvenilirliği düşüktür, her ne kadar ikinci yüzyıla ait olsa bile.

Bu metne göre Yuhanna, önce Milet'e, ardından MS 48 civarında Efes’e gitmiş ve orada bir kilise kurmuştur. Efes halkının gönlünü önce valinin karısı Kleopatra’yı iyileştirerek, ardından valinin kendisini dirilterek kazanmıştır; ayrıca birçok kişiyi de iyileştirmiştir. Onun ateşli vaazı, Artemis (Diana) Tapınağı’ndaki sunağın yıkılmasına yol açmış, tapınağın çatısı çökerken rahip ölmüştür. Halk, “Yuhanna’nın Tanrısı”na hayran kalarak iman etmiş ve Rab’be tapınmaya söz vermiştir. Yuhanna, sürgünden sonra ikinci kez Efes’e döndüğünde, putperest önderlere gerçek Tanrı’nın gücünü göstermek amacıyla, iki mahkûmu öldüren zehri içmiş, fakat hiçbir zarar görmemiştir.

Onun mucizevi şekilde ölümden kurtulduğunu ve Efes’te huzur içinde öldüğünü anlatan rivayetler yalnızca gnostik metinlerde bulunmaz. Tertullianus, Sapkınlara Karşı adlı eserinde Yuhanna’nın kaynar yağ kazanına atılmasına rağmen mucizevi biçimde sağ kaldığını kaydeder. Bu hikâyenin, Petrus’un çarmıha gerilmesi ve Pavlus’un başının kesilmesiyle birlikte anılması, erken dönem kilise önderleri arasında geniş kabul gördüğünü gösterir. Kilise babalarının neredeyse tamamı, Yuhanna’nın Domitianus’un dönemine kadar yaşadığı ve onun yönetimi altında sıkıntı çektiği konusunda hemfikirdi.

Daha az güvenilir anlatılara göre Domitianus, Yuhanna’yı idam ettirmeden önce onu zehirlemeye çalışmış fakat başarılı olamamıştır. Diğer bir anlatıda ise Yuhanna’nın bedeni göğe alınır ve gömüldüğü yerde bir çeşme fışkırır (Yuhanna’nın İşleri). Buna karşın İrenaeus, Eusébios ve Jerome, Yuhanna’nın yaşlılık nedeniyle öldüğünü ve Efes’te gömüldüğünü belirtir. Günümüzde hacılar, Efes yakınlarındaki Selçuk’ta bulunan Aziz Yuhanna Bazilikası kalıntılarında en az ikinci yüzyıla tarihlenen ve altında bir mezar bulunan kutsal mekânı ziyaret etmektedirler.

Yazar Hakkında
Stefana Dan Laing

Stefana Dan Laing

Stefana Dan Laing is associate professor of divinity and theo-logical librarian at Beeson Divinity School of Samford Uni-versity. She is the author of Retrieving History: Memory and Identity Formation in the Early Church.