Hemen hemen her dinde kurban ya da sunular var. Belki bu kurbanların farklı farklı amaçları var ama varlığı inkâr edilemez. Çeşitleri basit tahıl sunularından iğrenç çocuk kurbanına kadar uzanır.
Eski Antlaşma’da çeşitli sunular vardı: yakmalık, tahıl, esenlik, günah ve suç sunuları. Levililer 1-7’de bu sunuların nitelikleri, sunumları veriliyor. Sunuları amaçları her zaman açık olmasa da, insanların günahları arındırmak, Tanrı ile insanlar arasındaki ilişkiyi onarmak, Tanrı’ya tapınmanın bir yolu olarak insanın adanmışlığını göstermek, Tanrı ile insan arasındaki ilişkiyi onurlandırmak, Tanrı ile insan arasında paydaşlık sağlamak, kutlayanların sevinci gibi amaçlar tahmin edilebilir.Kefaret nedir?
Bu kurbanların en önemli unsuru bir kelime ile özetlenebilir: Kefaret. Kefaret nedir? Aslında bu Türkçe sözcüğün kökeni İbranicedir. İbranice “kippir” fiilinin anlamını Hullinger iyi açıklamıştır.[1] Kefaretin bir kullanımı “örtmek”tir ve Arapça köküne benzer. Başka bir kullanımı da “fidye ile gazap yatıştırmak”tır. Bir diğer anlamı da “arındırmaktır.” Hullinger’in argümanları, hem İbranice sözdizimine ve gramere hem de bağlama dayanır. Levililer’de “gazap yatıştırma” olmasına rağmen, “arındırma/paklanma”nın daha kapsamlı bir anlamının olduğunu ve gramere daha uygun olduğunu düşünür. Yahve’nin İsrail halkı “arasında” olması ve halkın günahtan “kirlenmiş” olması “kefaret”i gerektirmektedir.Bu Tanrı’nın planıydı!
“Ne var ki, RAB onun ezilmesini uygun gördü, acı çekmesini istedi. Canını suç sunusu olarak sunarsa soyundan gelenleri görecek ve günleri uzayacak. RAB’bin istemi onun aracılığıyla gerçekleşecek. Canını feda ettiği için gördükleriyle hoşnut olacak. RAB’bin doğru kulu, kendisini kabul eden birçoklarını aklayacak. Çünkü onların suçlarını o üstlendi.” (Yşa. 53:10-11)
Tanrı’nın planı, tüm sunuların yerine geçen tek ve etkin bir kurban sağlamaktı! Bunu İbraniler 9:1-10:18’de yazılanlardan anlıyoruz. Ama oraya geçmeden önce başka ayetlere bakalım, temeli görelim. “Tanrı’nın planı, tüm sunuların yerine geçen tek ve etkin bir kurban sağlamaktı!” İsa kendisinin ölüp dirileceğini biliyordu ve bu konuda peygamberlikte bulundu. Markos 8:31 vd., 9:30 vd. ve 10:32-45 ayetleri bu konuyu iyice anlatır bize. İsa’nın öğrencileri bunu anlamadı o dönemde, hatta O’nun ölmesini istememişlerdi. İsa ilk gelişinde halkın “beklediği Mesih” olmak yerine, “kurtuluşun temelini” hazırlamıştır. Matta, Markos, Luka ve Yuhanna İsa’nın ölümünü ve dirilişini vurgulamışlardır. Tabii ki İsa’nın öğretişlerine de yer vermişler, O’nun hayatını izlenmesi gereken bir örnek olarak sunmuşlardır (örneğin Mar. 8:34-38, Yu. 13:15). Ama en önemli olgu İsa’nın ölümü ve dirilişidir. Hatta Markos’un üçte biri İsa’nın ölmeden önceki son haftasını anlatır. Peki neden böyle oldu, neden bu kadar vurgu yapıldı bu konuya? Aslında siyasi sebepler var (farklı, başka bir kral dünyaya geldi!) ama dini sebepler baskındır. İsa’nın ölümü ve dirilişi, kurtuluş ve bağışlanma sağlar.Kısa bir liste çıkartalım:
- Her bir günah bağışlanmıştır (Ef. 1:7).
- Hiçbir şey bizi İsa’nın ölümünde iyice gösterilen Tanrı’nın sevgisinden ayıramaz (Rom. 5:8).
- Mesih İsa bizim yerimize ölerek bizim hak ettiğimiz her şeyi (gazap, ceza) kendisi üstlendi (1Pe. 2:24, 3:18).
- İsa’nın bu ölümü ve dirilişi, bize paklık ve Tanrı’nın huzuruna çıkma ayrıcalığını sağladı (İbr. 10:19-22).