İkinci yaklaşım Reformcu görüş, kurtuluşun yasa itaatiyle değil, lütufla olduğunu kabul eder; ancak kişi kurtulduktan sonra ahlaki yasa altında yaşamaya devam eder ve Tanrı’yı hoşnut etmek için bu yasaya itaat etmek zorundadır. Üçüncü yaklaşım ise “Pavlus Üzerine Yeni Perspektif” olarak adlandırılır. Aslında bu yaklaşım, Pavlus’un Yahudilikle ilişkisine dair yeni bir bakış açısıdır. Bu görüşe göre Pavlus için Yasa problemi, kurtuluşun işler yerine lütufla olması değildir. Pavlus’un Yasaya karşı çıkmasının nedeni, Yahudilerin Yasayı diğer ulusları Tanrı halkının dışında bırakmak için kullanmalarıdır. Yani Pavlus’un Yasaya muhalefetinin temelinde Yahudi etnosentrizmi bulunmaktadır. Bu perspektiflerin her birinden öğrenilecek şeyler vardır. Bana göre asıl mesele, onların geçerli içgörülerini korurken aynı zamanda mevcut kanıtların tamamını dikkate almak ve gerekli bazı önemli sınırlamalarla birlikte diğer yaklaşımların da doğruluk payını bütünüyle reddetmemektir.
Hristiyanların Musa Yasası’nı nasıl okumaları gerektiği kimi zaman tartışma konusu olmaktadır. Elçi Pavlus bu soruya değinir; ancak onun mektupları Yasa’ya hem olumsuz eleştiriler hem de olumlu onaylar içerir. Pavlus Yasayı “kutsal, doğru ve iyi” olarak tanımlar (Romalılar 7:12); onu Tanrı’nın son derece olumlu bir armağanı olarak görür (9:4) ve Mesih’e iman edenlerin davranışlarını düzenlerken Yasa'dan alıntı yapar (1. Korintliler 9:9’da Yasa’nın Tekrarı 25:4’ü kullanır).
Öte yandan Pavlus, Yasadan köleleştirici bir güç olarak da söz eder; Yasa’nın suçu artırdığını ve günah tarafından ölüm üretmek amacıyla kullanıldığını belirtir (Galatyalılar 4:1–10; Romalılar 5:20; 7:5). Pavlus ve Yasa konusunu tartışmak, biraz insanların sizi tavuk keserken izlemesine benzer: Başlangıç yapmak oldukça kolaydır; ancak kısa süre sonra herkesin hakkında bir fikri olduğu zor kararlarla karşılaşırsınız ve sonunda ne yapılacağı bilinmeyen birçok parçanın ortada kaldığı karmaşık bir duruma düşmeniz çok kolaydır.
Pavlus ve yasa üzerine yapılan çalışmalar, onun mektuplarındaki bu açık gerilimlerle yüzleşip yüzleşmediklerine ve bunları nasıl açıkladıklarına göre birbirlerinden ayrılırlar. En iyi kutsal kitap teolojisi yalnızca kendi görüşünü destekleyen ayetlere sahip olmakla kalmaz; aynı zamanda görmezden gelmek ya da etkisiz hâle getirmek zorunda kaldığı ayetler yerine, tüm metinleri benimseyip bütüncül şekilde açıklayabilen bir yaklaşım ortaya koyar.
Hermenötik Çözüm
Sorulması gereken temel soru, Pavlus’un her durumda Yasa’nın “hangi bölümlerinden” söz ettiği değil, hermenötik açıdan “Yasa’yı hangi anlamda” ya da “nasıl” okumamız gerektiğidir. Başka bir deyişle mesele, Yasa’nın Hristiyan’ın karşısına hangi yetkiyle ve hangi işlevle çıktığıdır. Bu yaklaşım, Pavlus’un olumsuz ve olumlu görünen ifadeleri arasındaki gerilimi çözmektedir. Pavlus’a göre Hristiyanlar Musa'nın Yasası’nı artık bir “Yasa-antlaşma” olarak okumazlar; çünkü bizler “Yasa’nın altında değiliz” (Romalılar 6:14; Galatyalılar 5:18). Bunun yerine Yasa’yı Müjde’nin bir “peygamberliği” ve Hristiyan yaşamı için bir “bilgelik kaynağı” olarak okuruz.
Yasa’nın artık bağlayıcı bir hukuk sistemi olarak okunmaması gerektiği, Pavlus’un kullandığı dilde açıkça görülür. Örneğin Romalılar 2’de Yahudiler için “Yasa’yı uygulamak”, “Yasa’nın gereklerini yerine getirmek”, “Yasa’yı çiğnemek” gibi ifadeler kullanılır. Fakat Pavlus Mesih’e iman edenler için bu dili kullanmaz. Bunun yerine Hristiyanların Yasa’yı “yerine getirdiğini” söyler (Romalılar 13:8–10; Galatyalılar 5:13). Bu çok önemli bir ayrımdır. Pavlus’a göre imanlı artık Sina Antlaşması’nın yasal yükümlülüğü altında değildir; ancak Mesih’te Yasa’nın gerçek amacını yerine getirir.
Yasa’nın “peygamberlik” olarak okunması özellikle Romalılar 3:21’de görülür. Pavlus burada Tanrı’nın doğruluğunun Müjde’de açıklanmasının “Yasa ve Peygamberler tarafından tanıklık edildiğini” söyler. Aynı şekilde Romalılar 16:25–26’da “peygamberlik yazıları” aracılığıyla Müjde’nin önceden bildirildiği ifade edilir. Galatyalılar 3:8’de ise Müjde’nin İbrahim’e önceden duyurulduğu belirtilir. Yani Pavlus’a göre Yasa yalnızca buyruklardan oluşan bir hukuk sistemi değildir; aynı zamanda Mesih’i önceden haber veren tanıklık işlevi görür.
D. A. Carson bu konuda Pavlus’un Hristiyanlar için Yasa’yı artık “lex”, yani bağlayıcı hükme sahip olmadığını belirtir. Bunun yerine Yasa’nın sürekliliği, Mesih İsa’da ortaya çıkan yeni “Tanrı doğruluğunu” işaret etmesinde bulunur. Başka bir ifadeyle Yasa Mesih’e götüren bir gölge, bir hazırlık ve bir önbildiridir. Öte yandan Pavlus Yasa’yı yalnızca peygamberlik olarak değil, aynı zamanda “bilgelik” olarak da okumaktadır. Bunun kanıtı 1. Korintliler 10:11’de görülür. Pavlus burada Eski Antlaşma olaylarının bizim için “öğüt” ya da “uyarı” (νουθεσία) olduğunu söyler. Romalılar 15:4’te ise Kutsal Yazılar’ın “öğretiş” (διδασκαλία) sağladığını belirtir. Bu iki kavram da bilgelik geleneğiyle yakından ilişkilidir.
Pavlus aynı kökten gelen fiilleri, yani νουθετέω (“öğüt vermek”) ve διδάσκω (“öğretmek”) kelimelerini, bilgelikle bağlantılı bağlamlarda kullanır. Örneğin Koloseliler 1:28’de şöyle der: ''Her insanı Mesih’te yetkinleşmiş olarak Tanrı’ya sunmak için herkesi uyararak ve herkesi tam bir bilgelikle eğiterek Mesih’i tanıtıyoruz.'' Benzer şekilde Koloseliler 3:16’da “birbirinize tam bilgelikle öğretin ve öğüt verin” ifadesi yer alır. Burada görüldüğü gibi öğretmek ve öğüt vermek, bilgelik aracılığıyla gerçekleşmektedir. Bu düşünceyi özellikle 2. Timoteos 3:16–17 çok net biçimde destekler: “Kutsal Yazılar’ın tümü Tanrı esinlemesidir ve öğretmek, azarlamak, yola getirmek, doğruluk konusunda eğitmek için yararlıdır. Bunlar sayesinde Tanrı adamı her iyi iş için donatılmış olarak yetkin olur.” Burada Kutsal Yazılar’ın —dolayısıyla Yasa’nın — işlevi açıklanırken kullanılan dört kavramdan üçü doğrudan bilgelik terminolojisine aittir: “azarlama” (ἐλεγμός), “düzeltme” (ἐπανόρθωσις) ve “eğitme” (παιδεία). Bu da Pavlus’un Yasa’yı artık kurtuluş sağlayan bir hukuk sistemi olarak değil, Mesih’te yaşayan imanlıları eğiten ve olgunlaştıran kutsal bilgelik olarak gördüğünü göstermektedir.
Dolayısıyla Pavlus’un Yasa’ya ilişkin olumlu ve olumsuz ifadeleri arasındaki gerilim, Yasa’nın “hangi kısmının” geçerli olduğu sorusuyla değil, Yasa’nın “hangi işlevle” okunduğu sorusuyla çözülür. Hristiyanlar Yasa’yı artık kurtuluş getiren bir antlaşma sistemi olarak değil; Mesih’i işaret eden peygamberlik ve kutsal yaşam için bilgelik kaynağı olarak okurlar.